3S İnsan Kaynakları Eğitim ve Yönetim Danışmanlığı



ÖĞRETEN BAŞARISIZLIK

BANA BAŞARISIZLIKLARINI ANLAT!
 
“Başarı” için çok şey söyleniyor ve yazılıyor…
Öyle ki insanın hayat yolculuğunda şu veya bu biçimde kilometre taşı niteliği taşıyan bir söyleme dönüşmüş .
“Amaç, hedef, fark yaratmak, bir üst satıra taşımak, faydalı olmak, iyileştirmek, kötü bir durumdan kaçınmak, maddi ve manevi kazanç sağlamak, kurtarmak, değiştirmek” konuştuğum kişilerin başarıyı tanımlarken kullandıkları anahtar ifadelerdir.
 
Özetle başarı tanımı kişiye, duruma, algıya, referans alınan noktaya ve zamana göre değişebiliyor.
Başarıyla ilgili bazı sözler:
“Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil!” Ben Sweetland
“Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur.” Çiçero
“İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.” Andre Gide
“Engeller beni durduramaz, her bir engel kararlılığımı daha da güçlendirir.” Leonardo da Vinci
“Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Başarı ise ‘başaracağım’ diye başlayarak sonunda ‘başardım”’diyenindir.” Atatürk
 
Ralph Waldo Emerson ise başarıyı şöyle tanımlıyor:
“Sık sık gülmek ve çok sevmektir; akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır; dürüst eleştirmenlerin onayını almak; sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır; güzeli  sevmektir; herkesteki en iyiyi bulmaktır; karşılık beklemeyi hiç  düşünmeden kendiliğinden vermektir; geride; ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır;  gönlünce eğlenmek ve gülmek; kendinden geçerek şarkı söylemektir; tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir.”
Güzel ve etkili sözler bu sayfanın sınırlarını fazlasıyla aşacak kadar çok sayıda…
“Başarı” hakkında görüştüğüm kişilerin küçüğünden büyüğüne bir öyküsü vardı. Herkesin de olduğuna yürekten inanıyorum.
Zira başarısı olmayan birinin kendi varoluşunu tanımlamada iç enerjisini kullanmada ciddi sıkıntılar yaşayacağına inanıyorum.
Çoğu zaman başkalarıyla bu başarıların paylaşılmasından haz duyulması da son derece insani bir duygu. Öte yandan mütevazılık mı bilinmez bazıları da paylaşmaktan hiç hoşlanmaz. Ancak iş hayatında paylaşılan başarıların başkaları için ilham verici ve yol gösterici olduğuna kuşku yok. Bir de madalyonun öteki yüzü var: “Başarısızlık”. Asıl sorumuz da bu: Başkasının başarısından öğrenildiği gibi başarısızlığından da öğrenilemez mi?
 
Ne ki hangi sektörde olursa olsun başarısızlıklarını diğerleriyle paylaşanlara pek rastlanmıyor. Neden böyle?
 
Belli ki bu da insani bir duygu… Her şeyin alınır satılır olduğu bir piyasanın normlarına göre kariyer geleceği adına kişilerin başarılarını öne çıkararak kendilerini parlatmasından daha doğal ne olabilir ki?
Oysa “bana başarısızlıklarını da anlat!” diyebilmeli insan…
”Hatırı sayılır hatalar yaptım, çuvalladım, çakıldım, şirketi zarara uğrattım!” diyen kaç kişi çıkar? 
 
Sıkı bir irdelemeye tabi tutulduğu sürece başarısızlıktan öğrenilecek çok şey olabilir.
Araştırmalar gösteriyor ki havacılık sektörü başarısızlıkları paylaşmada önde gidiyor. Öyle ki uçak teknolojisindeki gelişmede, tasarımda, pilotaj hatalarında, uçuşta yaşanan sorunlara çözüm üretmede başarısızlıklar her yönden incelenerek hızla paylaşılıyor. Öte yandan sağlık sektörü ve adli yargıda yapılan hatalar kesinlikle paylaşılmıyor. Ameliyat masasında doktor hatasıyla kaybedilen hastalarla ilgili davaların kaçı mağdur taraf lehine sonuçlanıyor ve kamuoyu bu konuda bilgi sahibi oluyor? Diğer taraftan yargılamada hatalı kararlarla hapis cezası alanlarla ilgili başarısızlıklar kabul ediliyor mu? Ne dersiniz? Ölüm cezası olan ülkelerde geri dönülemez sonuçlar üreten idam kararlarını düşünmek bile istemiyorum. Her iki alan da kapalı bir kutu…
 
Oysa paylaşılsa olumlu iyileştirmelerin önü açılmaz mı?
 
İnşaat sektöründe özel ve kamu yatırımlarında çöken binalar, köprüler, yollar için bilirkişi inceleme sonuçları ne derece şeffaf ve etkin paylaşılıyor? Zira hazırlanan raporlara kolayca ulaşılsa inşaat tekniği üzerinde sıçratıcı etkiler yaparak maddi ve manevi kayıpları azaltacaktır.
 
İş dünyasının başarılı liderlerinin yolculuğunu anlatan sayısız kitap var. Biyografiler kariyer hedefleri açısından örnek olmada çok yararlı deneyimler sunuyor. Ancak başarısızlık bölümleri o kadar da net yazılmış ve öğretici değil! Çoğu zaman ana fikir: “Asla vazgeçmeyin ve başarısızlıklar başarı için yol göstericidir”.
 
Her şirket müşteri memnuniyetini sürekli kılmak ve daha fazla satış amacıyla çeşitli pazarlama stratejileri izliyor. Bunlar rakiplerce de biliniyor. Sonra ne mi oluyor? Diğer şirketler de benzer yolları deniyor. Rakipleri kopyalamak en kolayı. Oysa “neden o strateji seçilmiş, nasıl yapılmış, sonuç ne olmuş?” sorularının cevabı bilinmiyor. Bir bakıyorsunuz birinde işe yarayan uygulama diğerinde fiyaskoya uğramış.
 
Yaklaşık yedi yıl önce bir üniversite başarısızlıkla ilgili bir zirve düzenlemişti. Bunun daha sık olması gerekiyor. Sektörün ileri gelen üst birlikleri, dernekleri, odalar her yıl düzenli olarak bilgi paylaşım platformları oluştursalar nasıl olurdu? Organizasyon başlığı da “Öğreten Başarısızlık” olsa… Bu platformlarda “pazarımızda derinlik sağlamak amacıyla yeterince araştırmadık, girişim için acele karar verdik, müşteri profiline uygun seçim yapamadık, uygulamada hatalarımız oldu, zamanlama doğru değildi” şeklinde neden-sonuç bağlamında başarısızlıklar ele alınsa, özgün projelerle kaynak kayıpları azalırken kazançları artmaz mı?
 
Rekabette gelişimi ve daha iyiyi aramak yerine yıkıcı ve keskin anlayışla faaliyetlerine devam eden şirketler olduğu sürece bu dileğimin gerçekleşmesi kolay olmayacak.
Başarılar kadar başarısızlıkları da paylaşacak olgunluk düzeyine ulaşmamız önceliğimiz olmalıdır.
Bunun zihniyetlerde devrim yaratmak demek olduğunu bilsem de iyimserliğimi koruyorum….