3S İnsan Kaynakları Eğitim ve Yönetim Danışmanlığı



YÖNETİCİYİ LİDERDEN AYIRAN UNSURLAR NELERDİR?

 

Bu soru üzerine çeşitlemeler inanılmaz boyutlarda; konu   internet forumlarında, kitap dünyasında, makalelerde, eğitim ortamlarında, toplantılarda  belki de en çok tartışılanların başında yer alıyor. Etimolojisinin günümüz paradigmalarıyla tam olarak örtüşmediği ortada. Çıkışından bugüne birçok kavram gibi o da farklılaşarak değişime uğramış.

Çoğu zaman eğitim verdiğim süre içinde yönetici ve lider  tanımına ilişkin tartışma kervanına  ben de katıldığımı söylemeliyim. Son aylarda ise konuya bakış açımı değiştirdim. Birlikte ele alınması gereken iki kavram söz konusu diye düşünüyorum. Hangisinin nerede  başlayıp bittiği diğerinin nasıl ortaya çıktığı gerçekten incelemeye değer. Öte yandan kavramları iş, siyaset, bilim, sanat, edebiyat vb. birçok alanda  ele almak da mümkün. Süreçler için etkin bir yönetimden veya yöneticiden söz edilebilirken, insanlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Neden mi? İnsanlar bir makine gibi talimatları tam anlamıyla uygulayamazlar. Direksiyonu nereye çevirirseniz araç da oraya gider. Ancak insan öyle değildir. Bu durum algı, zekâ, ruh hali, eğitim, kişilik, alışkanlıklar, kültürle ilişkili bir dizi faktörün sınırlarının dikkate alınmasını gerektirir. Yönetici yönlendirdiği -yönettiği değil- insanların örgütsel IQ sınırları içinde ortaya koyduklarıyla iş süreçlerini tamamlayabilir.

Liderliğin yöneticiliği içeren beceriler taşıdığı kadar insanları harekete geçiren, onlar için çekim alanı olan önemli bir özelliği var. Her lider çok iyi bir yönetici olabilir mi? Geniş açıdan bakarsak, “Hayır “ cevabı uygun düşüyor. İş süreçlerinden anlamadığı halde milyonları peşinden ortak bir amaca sürükleyen, toplumları dönüştüren kişiler için ne söylenebilir? Onlar finans, matematik, fizik, hukuk vb.  eğitimleri almadan bu dönüşümü nasıl başardılar dersiniz. Bir Meksika halk kahramanı olan Emiliano Zapata’nın sezgileri, güçlü adalet ve eşitlik anlayışından, toprağın paylaşımına olan inancından başka bir niteliği yoktu.   Bu durumda her iki kavramı yalnızca iş dünyası içinde sınırlayarak içerik tanımında yolumuzu kaybetmeyebiliriz sanırım… Peki, liderliğin otokrat, demokrat, liberal ya da istişareci tarzlarını da devreye alırsak ne olacak? Sonuçta koşullar iş dünyasında tek tip bir liderlik anlayışının uygulanamaz olduğunu gösteriyor. İşi kolaylaştırmak için şunları ileri sürebilirim: 

• İş çevresini sınırları çizilmiş bir alan olarak görüyor ve süreç yönelimli bir iş yapıyorsanız iyi bir yönetici işinizi görebilir. Onun işle ilgili bilgi ve deneyimiyle birlikte kişileri harekete geçirecek düzeyde asgari motivasyon becerisi yeterli olabilir.

• İş çevresini esnek ve dinamik, sürekli değişen bir alan olarak görüyorsanız, süreçlerin bile sürekli iyileştirilmesi ve insanların da bunlara süratle adapte olmasını sağlayacak yönetim becerilerinin yanı sıra dönüştürücü özelliklere sahip bir lidere ihtiyacınız var demektir. Bu lider de duruma göre farklı liderlik tarzlarını kişilere ve koşullara uygun hayata geçirebilmelidir. 

Ancak, her iki tanım için geçerli olabilecek ortak bir özelliğe daha ihtiyaç var. Kendini yönetemeyen birinin yöneticilik veya liderliğinden söz edilebilir mi? Eğer yöneticiyi kural tabanlı hareket ediyor diye tanımlarsak, öncelikle o kuralları kendisinin uyguluyor olması gerekmez mi?  Kendi zamanını, stresini, bilgi akışını yönetemeyen birinin bunu diğerlerinden istemesi ve uygulamaları değerlendirmesi mümkün olabilir mi? Elbette hayır. Her iki tanım için de kendini yönetmek gerekli şart. Oysa liderlik için yeterli şartı oluşturmuyor. Kuralların geçerli olmadığı durumlarda, sis perdesi içinde insanları bir hedefe yönlendirmenin bambaşka bir becerinin ürünü olduğu unutulmamalıdır.



Yorumlarınız için info@3sdanismanlik.com adresimize e-posta yollayabilirsiniz.