3S İnsan Kaynakları Eğitim ve Yönetim Danışmanlığı



GÜNAH KEÇİSİ HAKKINDA

 

 

GÜNAH KEÇİSİ
KISA ÖYKÜLER VE BÜYÜKLER İÇİN MASALLAR
HAKKINDA ERCÜMENT ALPTEKİN YAZDI

Masallar gerçek üstü hikayeler olarak tanımlanır ve çocukların eğitilmesinde önemli bir rolü vardır. Masallar okunur ve sonra evde anne okulda öğretmen sorar, “bu masaldan ne ders çıkardın?”. Çünkü masalda anlatılanlar, hayal gücü, gerçek dışı kahramanlar, olmayacak şeyler ama burada bir hayat dersi var anlamında bir soru. Peki sonunda ders çıkarmamız gereken şeyler sadece hayal ürünü olabilir mi? Acaba bunların yaşanmışlıkları yok mudur?
 
Masalların acı dolu gerçeklere dayandığını, zamanla ağızdan ağıza yayılan söylemler ve iyilerin kötülere galebe çalması niyeti ile yumuşamış, gerçek üstü bir hal almış olduğu iddiasında olanlar var. Pamuk Prenses ve Yedi Cüce masalının aslında 16. yüzyılda yaşamış Margarete von Waldeck adlı bir asilzadenin trajik yaşamına dayandığı iddiası gibi. Bazı masalların ise sonlarının değiştiği görüşü de var. Örneğin Kırmızı Başlıklı Kız masalının Fransız yazar Charles Perrault tarafından yazılmış orijinal hikâyede ne avcı vardır ne de büyükanne! Kurt, kırmızı başlıklı kızı yer ve masal biter.
 
İçinde bulunduğumuz koşullara bakılınca belki de bazı masalların kaynağının kendi dönemlerinin “söylenmez” ve “konuşulmaz” gerçeklerini böyle metaforlar ile anlatılması olabileceği savı da göz ardı edilmemeli diye düşünüyorum. Bana bunu ilk düşündüren Büyüklere Masallar ile Aziz Nesin olmuştu, kesin böyle bir durum vardır dedirten de “Büyüklere Bir Çırpıda Öyküler ve Masallar” ile Soner Selçuklu oldu. Kitaplar çağının şahitleridir sözü çok bilinir. Bunun masallar için de geçerli olduğu kanısındayım. 
 
Soner’ in kitabını okuyunca annemin yerine kendime sordum; ne ders çıkardın bu masallardan diye. Hiçbir şey göründüğü gibi değil ve her şeyi iyi araştırmak, çağına göre iyi değerlendirmek gerektiğini düşündüm son sayfayı da okuduktan sonra. Belki o zaman Yedi Cücelerin aslında bakır madenlerinde çürük elmalarla beslenmiş çocuklar olduğunu öğrenmemiz mümkün olur. Sonra Soner’in Demokrazi isimli prensesine “…eşitlik ve adaleti, sağlıklı çocukları, özgür basını, insan haklarını, ormanları, doğayı korumayı, barış içinde kardeşçe bir arada yaşamayı…” anlatacak cengaverler çıkar aramızdan belki de...