KİTAP OKUMAK MI OKUMAMAK MI

KİTAP OKUMAK MI OKUMAMAK MI?
BAHANELER VE GERÇEKLER
Kitap okumaya dair bahaneler, çoğu zaman düşünce dünyamıza yerleştirdiğimiz sessiz savunmalardır. Oysa gerçekler bu fısıltıların arasından kendini duyurur. Okuma, insanın iç dünyasını genişleten en güçlü eylemlerden biridir. Bahaneler bizi konfor alanında tutarken, gerçekler düşüncenin kapılarını aralar. Bu yazımda bu iki sesin çatışmasını ortaya koymaya çalıştım.
Küresel tabloya bakıldığında, CEOWORLD dergisinin 2024’te 102 ülkede 6,5 milyondan fazla kişiyle yaptığı ankete göre kişi başına en çok kitap okunan ülkeler şunlardır: ABD (17), Hindistan (16), Birleşik Krallık (15), Fransa (14), İtalya (13), Kanada (12), Rusya (11), Avustralya (10), İspanya (9) ve Hollanda (8). Bu veriler kişisel beyana dayandığı için mutlak doğruluk iddiası taşımaz; yine de eldeki en kapsamlı karşılaştırmayı sunuyor. Dikkat çeken nokta şudur: Dünyanın en çok okuyan ülkelerinde bile kişi başına düşen ortalama 10-17 kitabı geçmiyor.
Bill Gates’in yılda 50, Warren Buffett’ın günde yüzlerce sayfa okuduğu yazıldı. Patrick Campbell’ın yaklaşık 1.000 CEO ile yaptığı çalışmada ortalama 24 kitap çıkmıştır. 24 kitap genel ortalamanın üzerindedir. Ben o düzeyde farklı konularda en az 50 kitap okunması gerektiğini düşünüyorum. Haftada okunan bir kitap, ağırlığı belirlenmiş konularla, profesyonel sürdürülebilirliği sağlar. Uzmanların ortak görüşü nettir: Nicelikten çok nitelik, bitirmekten çok uygulama önemlidir. Başarılı liderler kitapların hepsini genellikle baştan sona okumuyor; işine yarayan kısımları alıyor, not ediyor ve uyguluyor.
Okumak, başarılı insanların ortak alışkanlığı olarak sıkça söylenir. Başarı tanımına göre değişse de iş dünyası açısından ele alırsak zirveye çıkanların çalışanlar içindeki oranı 2026 verilerine göre üst düzey yönetici için küresel ölçekte %1–3, orta düzey yöneticiler ise yaklaşık %35–40 civarında yer alıyor. Bu da çalışanların büyük kısmının (%60’tan fazlasının) operasyonel işlerde kaldığını gösteriyor.
Aslında kaç kitap okunduğu değil, ne okunduğu ve okunanların nasıl hayata geçirildiğini de vurgulamak gerekiyor. Yani “çok okumak” bir skor yapmak için değildir. Ayrıca ne öğrendiğin de önemlidir!
Peki bir CEO hangi konulara yönelmeli? Sektör ayrımı yapmadan en temel başlıklar şunlardır: liderlik ve kişisel yönetim, strateji ve rekabet, davranış bilimleri ile psikoloji, tarih ve biyografi, ekonomi-finans ve risk, teknoloji ile inovasyon, felsefe ve sistem düşüncesi. Bunlara seçici olarak kurgu ve dikkatli seçilmiş siyaset/jeopolitik kitapları eklenebilir. Bunlar ana güç dinamikleri, regülasyonlar ve jeopolitik riskler üzerine analitik eserlerden oluşabilir.
Buraya kadar her şey güzel. Asıl sorun uygulamada başlıyor. Okumama bahaneleri kişiyi nasıl ikna ediyor? Çözüme açık olsa bu sınırlanmış dünyadan çıkabilir mi?
Elbette…
Peki hiç kitap okumayan profesyoneller nasıl ilerliyor? İş dünyasında böyle yöneticilerle sıkça karşılaşıyorum. Onlar genellikle deneyim, mentorluk, podcast, kısa içerikler, networking ve deneme-yanılma yoluyla kendilerini güncellediklerini ve yenilediklerini düşünüyor. Öte yandan aynı veya farklı sektörlerdeki şirketlerdeki bağlantılarından yüz yüze veya çeşitli kanallardan aldıkları kaynağı belirsiz, büyük ölçüde yorum katılarak değişime uğramış mesajlardan besleniyorlar. Bu yollar pratik bilgi sağlayarak kısa vadede işe yarayabilir. Ancak bakış açıları dar kalır, farklı disiplinlerden gelen derinlik eksik olur ve uzun vadede uyum yetenekleri zayıflayabilir. Kitap okumayanlar çoğu zaman uygulama yönelimli, düzenli okuyanlar ise “stratejik düşünen ve aynı zamanda operasyonlara yön veren" olma eğilimindedir.
Özellikle operasyonel ve satış odaklı rollerden gelenler, çok az kitap okuyarak veya hiç okumadan belli bir seviyeye gelebiliyor. Çünkü iş dünyası çoğu zaman “yeterince iyi” olanı ödüllendirir; mükemmel gelişmiş, çok kitap ve makale okuyanı” değil. Bu nedenle kısa vadeli sonuçlar üretenler yükselmeye devam edebiliyor. Perakende sektörün çeşitli kanallarında okuma performansı çok düşük olup da yukarılara çıkanlar bol miktardadır. Zaten yatırımcıların çoğunun böyle bir alışkanlığı olmadığı gibi üst düzey görevlendirdiklerinde de böyle bir donanım aranmıyor.
Bahanelere gelince… En sık duyulanları şunlardır:
- “Zamanım yok”: En sık duyulandır. Yetişkin sessiz sayfa okuma hızı 200-300 kelime/dakikadır. Yoğunluk ne kadar olursa olsun günde bir dakika ayırmak yılda 365 sayfa okunmasını sağlar. Günde beş dakikaya çıkılsa yılda yaklaşık 30 saat eder; bu süreyle birkaç kitap rahatlıkla bitirilir. İnsanlar aynı beş dakikayı sosyal medyada, WhatsApp’ta veya boş bekleyişlerde harcayabiliyorsa, kitap için de bulabilir. Hatta klozette otururken bile okunabilir.
- “İşim öncelikli”: Hayat amacını gözden geçir; okuma işini güçlendiren bir araçtır. İş öncelikliyse onunla ilgili kitaplar da önceliklidir sanırım. Duygu dünyanızı besleyecek kitaplara ne dersiniz? Roman, öykü, biyografi, kişisel gelişim vb. kitaplara bir el atın! Yalnızca işiyle ilgili faaliyetleri yürütenlerin bu mekanik işleyişi aşmak için duygusal zekalarını geliştirmeleri ve iç dünyalarını derinleştirmeleri gerektiğini bilmiyor olmaları büyük eksiklik.
- “Alışkanlığım yok”: İnce kitaplardan veya kısa öykülerden başla. “En son okuduğum kitabın tarihini hatırlamıyorum” diyenlere rastladım. Belki de okuma öğrenirken kapağını kaldırdığı kitap son okuduğuydu…Alışkanlık tekrarlamayla oluşur. Olumlu ve olumsuz tüm alışkanlıklar tekrar sonucudur. İnsan bilinçli ya da bilinçsiz beynine “bunu öğren ve programına al” komutu veriyor. Psikodinamik kuramlarda içselleştirme (internalizasyon) gereklilikten sonra gelir; yani önce bir gereksinim, ilişki ya da işlevsel ihtiyaç ortaya çıkar, ardından kişi bu dışsal unsuru içsel bir yapıya dönüştürür.
- “Kitaplar pahalı”: Ortak alın, sırayla okuyun; kütüphaneler, ucuz e-kitap ve ikinci el her zaman vardır.
- “Yapay zekâ var”: Yapay zekâyı verimli kullanmak için kelime hazinesi ve düşünme altyapısı gerekir; o da okumakla oluşur.
- “Nereden başlayacağımı bilmiyorum”: Önce hangi konularda eksik hissettiğini listele. "İletişim sorunları, stres yönetimi, sorun çözme, kariyer planlama, başarı öyküleri, polisiye, tarihi, biyografik, politika, Avrupa Birliği, takım üyeliği, liderlik, karar verme, romantik öyküler vb." konularda öğrenmek, geliştirmek, duygu dünyanızı beslemek için önceliklendirme yapın. O konularla ilgili kitapevlerinde benzer kitapları bulun. Başlangıç kısmından 5-10 sayfa okuyun. Anlatım dili, sayfa düzeni ilginizi çekerse o kitabı alın derim. Kitap konusunda neye ihtiyacınız olduğunu belirlemekte zorluk çekiyorsanız bir danışmandan destek alın. Kitap tavsiyeleri kimden geldiğine bağlı olarak ciddiye alınmalı. Aksi takdirde zaman ve odak kaybı yaratabilir. Bunların hiçbirini yapamıyorsanız işiniz zor! Cehalet mutluluktur.
Bahaneler göbek deliği gibidir: oradadır ve pek de işe yaramaz. Okumak bir lüks değil, zihinsel bakımdır. Keşke karnımız acıktığında midenin guruldaması gibi beyin de bilgiye aç olduğunu çıkardığı seslerle belirtseydi. Yoğun tempo okumayı zorlaştırabilir ama imkânsız kılmaz. Asıl belirleyici olan niyet ve önceliktir. Küçük adımlarla başlayan, doğru konulara yönelen ve okuduklarını hayata geçiren herkes ister CEO olsun ister sıradan bir profesyonel, uzun vadede fark yaratır.
#alışkanlıklar #kitapokumama #cehaletmutluluktur #profesyonelgelişim
#öğrenme #günüyakalama #habits #notreadingbooks #ignoranceisbliss
#professionaldevelopment #learning
#öğrenme #günüyakalama #habits #notreadingbooks #ignoranceisbliss
#professionaldevelopment #learning

