3S İnsan Kaynakları Eğitim ve Yönetim Danışmanlığı



SOSYAL MEDYADA ALGILANAN KİMLİĞİNİZ

SOSYAL MEDYADA ALGILANAN KİMLİĞİNİZ
İnternet dünyasının çeşitli mecraları neredeyse sizin kişisel olarak varlığınızı kanıtlayan araçlar haline geldi. Popüler olanların dışındaysanız neredeyse yok sayılıyorsunuz.
 
Belirtmeliyim ki  yeterince kullanıcı deneyimi sağlayacak süre geçmesine rağmen, sosyal medyanın, özellikle iş dünyasında gereği gibi kullanılmadığını görerek bu düşüncelerimi yazma ihtiyacı duydum.
 
Madalyonun ikinci yüzünde neler var onlara dikkat çekmek istiyorum.
 
Belli başlı platformlarda bulunuyor olmanız algılanan kimliğiniz adına doğru bir adım attığınızı da göstermiyor.
Neden mi?
 
Orada da olayım, şurada da olayım derken işin gereğine uygun bir tanımlama yapmadıysanız bütün bulunduğunuz mecralar sizin için aleyhinize belgelere dönüşüyor. Burada daha çok belirli bir şablona göre hazırlanan iş arama sitelerine gönderdiğiniz CV’ler dışında oluşturduğunuz sayfalardaki sizden bahsedeceğim. Hazırlanan (dar anlamda) CV’ler konusunda yapılan hatalar gerçekten ayrı bir yazının konusu olacak kadar önemli.
 
Profilinizle ilgili onlarcası arasından LinkedIn, facebook, twitter, instagram, blog, YouTube  vb. belli başlı platformlarda- bu sayfalara uygun olmayan- yetersiz içerikle yer almanızın hiçbir değeri yok! Aslında bu ortamlarda, farkında mısınız bilmiyorum, geniş anlamda bir CV sunmuş oluyorsunuz. Zira bıraktığınız parmak izi sizinle ilgili yanıltıcı mesajlar verebiliyor. Öte yandan her mecranın kendine özgü bir içerik yönetimi olduğu göz ardı edilebiliyor. Örneğin Facebook'taki paylaşımlarınızı LinkedIn'de uyguladığınızda komik durumlar ortaya çıkabiliyor. Hangisinin ne tür bir işlevi olduğuna dikkat edilmelidir.
Bulunduğunuz sayfanın hakkını vermek işin doğrusudur. Değilse yarım yamalak yer almamanızı tavsiye ederim.
 
Şu soruyu kendinize sormalısınız:
 
Bu mecrada niçin varım? Başkaları hakkımda ne bilmeli? Bulunduğum yerde profesyonel dünyamı mı, özel hayatımı mı paylaşacağım? Kimlerin görmesini istiyorum? Nasıl bir izlenim bırakıyorum?
Bu soruların cevabını verirken sizi kimlerin araştırabileceğini ve izleyeceğini de göz önüne almalısınız:
  • Headhunters (kelle avcıları istihbarat kuruluşu gibi araştırıyorlar)
  • Türkiye’de iş yapmak isteyen yabancılar
  • Sizinle daha önce iş yapmış şirketlerin ve/veya rakip kuruluşların temsilcileri
  • Yeni girişimciler
  • Müşterileriniz
  • Şirketlerin insan kaynakları bölümleri  (istihbarat kuruluşu gibi çalışıyorlar)
  • İş ortamında sizi merak edenler (yaşam tarzınız, ilgi alanlarınız, çevreniz, alışkanlıklarınız)
  • Devletin resmî kurumları
  • Sizinle iş birliği yapacak kişiler
  • Açığınızı yakalayıp size karşı kullanmayı planlayanlar
  • Sizi daha fazla tanımak isteyenler
Yukarıda yazılanların olumlu ve olumsuz sonuçları olabileceğine hiç kuşku yok! Artık sayısal (dijital) dünyanın dışına çıkmanız mümkün değil... O halde mevcut araçları nasıl kullanmalısınız?
  • Sayfa herkese açık mı olacak yoksa sizin kontrolünüzde giriş yapılmasını mı istediğinize karar verin.
  • Kullanacağınız fotoğrafa gelince…Profesyonelliğin öne çıktığı, kariyerinizin şekilleneceği ortamlarda, ne kadar işveli, çapkın, sert, karizmatik, yakışıklı, gür sakallı, yapılı, boylu poslu olduğunuzu  göstermekten kaçının. Laf aramızda tanışma amaçlı platformlarda kendilerini olduklarından farklı göstermek için her yolu deniyorlar. Bu, taraflar bir araya gelmedikçe işe yarayabilir. Zaten sosyal medya çoklu kişilik sergilemeye uygun ve kimlik hırsızlığı sendromunu besleyen (imposter syndrome) bol miktarda araçlarla donatılmış bir alan.
  • Profesyonel iş dünyasında  yer alan bir mecradaysanız, uygun bir fotoğraf kullanın. Siz olun, karede siz bulunun!
  • Ne çok uzak  ne de çok yakın çekilmiş, güneş gözlüklü veya gizemli olan yerine sade ve belden yukarı, sizin yüzünüzü açıkça gösteren, tebessüm eden, üzerinde oynanmamış bir fotoğrafı kullanmanızı öneririm. Poker suratlı vesikalık veya biometrik bir  pasaport fotoğrafı da olmasın.
  • Çalıştığınız şirketin sosyal medya politikasını gözden geçirin. İş yaşamınızla ilgili bir hesapta özel hayatınızla, aile, akraba ve arkadaşlarla ilgili kareleri paylaşmayın. Tam tersini de yapmayın. Bu kafa karıştırıcı olabilir. İnançlarınız, dünya görüşünüz size özeldir. Bunu öne çıkarmak isterseniz yalnızca sizin gibi düşünenlerin ilgisini çekersiniz. Şirketinizden de tepki alabilirsiniz. Sizinle aynı düşünmeyen müşterilerinizi kaybedebilirsiniz.
  • Beğenileriniz, yönlendirmeleriniz, yorumlarınız, eleştirileriniz, yazılarınız, takip ettikleriniz, dahil olduğunuz gruplar sizin parmak izinizdir.
  • Profesyonel ve özel sayfa ayırımı çok önemlidir. İş ortamında algılanan kimliğiniz sosyal medyadaki özel sayfanızdaki mesajlarla çelişebilir. Geleneksel değerlere sahip bir firmada çalışıyorsanız, özel hayatınızın çılgın gecelerindeki fotoğraflarla ve yönlendirdiğiniz konularla ilgili verdiğiniz mesajlar şirket üst yönetiminde size karşı olan davranışları tetikleyebilir, ön yargıyı güçlendirebilir. “Özel hayatıma kimse karışamaz; ben şirketimde onların istediği gibi çalışıyorum” düşüncesi ne yazık ki bunca yılın deneyimine dayanarak oluşacak yargının önüne geçmediğini söyleyebilirim. Çoğu şirket için özel hayatınız şirket kimliğinizin devamı olarak görülmektedir. Başka bir örnek: İşteki poker suratlı, sert, az gülen, kontrolcü yönünüz özel hayatınızdaki tam tersi bir kişilikle kafa karıştırıcı olabilir. Özel sayfanızı yalnızca sizin seçtiğiniz kişilerce görülebilir şekilde ayarlayın.
  • İş yaptığınız müşteriler sizi bulunduğunuz özel mecralarda takip etmek isteyebilirler. Onları geri çevirmeden ayrıca hazırladığınız profesyonel sayfalarınıza yönlendirin.
  • Hakkınızdaki bilgilerinizi düzenli olarak güncellemeyi unutmayın.
Sosyal medyada oluşturduğunuz sayfanızda sizinle ilgili bilgilerin uzun süre kayıtlarda kalacağını, arşivlendiğini, kopyalandığını hatırlatırım!
 
Yazdıklarım sizi biraz paranoyak yapabilir; o kadarcık paranoyanın bir sakıncası olmadığını düşünüyorum…
      Sadelik muhteşem bir erdemdir…Siz siz olun, kendinizi abartmayınız!